Endometrial İntraepitelyal Neoplazi ve Endometrioid Tip Endometriyal Karsinomlarda E-Kadherin ve CD10 Ekspresyonunun Tanısal ve Prognostik Değeri
Makale
Cilt 10, Sayı 1
Haziran 2026 · Sayfalar 21-27
Endometrial İntraepitelyal Neoplazi ve Endometrioid Tip Endometriyal Karsinomlarda E-Kadherin ve CD10 Ekspresyonunun Tanısal ve Prognostik Değeri
Diagnostic and Prognostic Value of E-Cadherin and CD10 Expression in Endometrial Intraepithelial Neoplasia and Endometrioid-Type Endometrial Carcinomas
Amaç: Endometrial intraepitelyal neoplazi (EİN) ile özellikle FIGO derece 1 endometrioid endometriyal karsinom arasında zaman zaman tanısal güçlük yaşanabilmektedir. Bu çalışmada, E-kadherin ve CD10 ekspresyonlarının EİN, derece 1 endometrioid endometriyal karsinom ve daha yüksek dereceli endometriyal karsinomlardaki dağılımı incelenerek, bu belirteçlerin ayırıcı tanıdaki katkısının ve olası prognostik değerinin değerlendirilmesi amaçlandı. Bu çalışma, literatürden farklı olarak neoplastik süreçte epitelyal ve stromal değişiklikleri kombine bir yaklaşımla ele alarak ayırıcı tanıya yeni bir perspektif kazandırmayı hedeflemektedir.
Gereç ve Yöntemler: Çalışmaya Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tanı almış toplam 71 histerektomi materyali dahil edildi. Olguların 15’i EİN, 56’sı ise endometrioid tip endometriyal karsinomdu. Karsinom olgularının 20’si FIGO derece 1, 20’si FIGO derece 2 ve 16’sı FIGO derece 3 olarak sınıflandırıldı. Tüm olgulara immünohistokimyasal olarak E-kadherin ve CD10 boyamaları uygulandı. E-kadherin ve CD10 ekspresyonları, boyanma şiddeti ve pozitif hücre yüzdesine dayalı histoskor yöntemi kullanılarak değerlendirildi. İstatistiksel analizlerde ki-kare, Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testleri kullanıldı; p<0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.
Bulgular: EİN olgularında E-kadherin ekspresyonu homojen ve membranöz karakterde izlenirken, karsinom olgularında membrano-sitoplazmik ve heterojen dağılım gösterdiği saptandı (p<0,001). Endometriyal karsinomlarda tümör derecesi arttıkça E-kadherin ve CD10 ekspresyonlarında anlamlı azalma izlendi (sırasıyla p<0,01 ve p<0,05). Ayrıca, karsinom olgularında düşük E-kadherin ekspresyonunun ileri FIGO evresi ile ilişkili olduğu belirlendi. Stromal CD10 ekspresyonu EİN olgularında güçlü iken, karsinom olgularında azalmış olarak izlendi ve yüksek tümör derecesi ile ters korelasyon gösterdi. Bunun yanı sıra, E-kadherin ve CD10 ekspresyonları arasında anlamlı pozitif korelasyon saptandı (p<0,001).
Sonuç: E-kadherin ekspresyonunda membranöz kayıp ve stromal CD10 ekspresyonunda azalma, endometriyal lezyonlarda malign transformasyon ve tümör progresyonu ile ilişkili önemli immünohistokimyasal değişiklikler olarak değerlendirilebilir. E-kadherin ve CD10’un birlikte değerlendirilmesi, özellikle EİN ile düşük dereceli endometrioid endometriyal karsinom ayrımında tanısal katkı sağlayabilir ve tümör biyolojisinin öngörülmesine yardımcı olabilir.
Objective: Diagnostic challenges may occasionally arise in distinguishing endometrial intraepithelial neoplasia (EIN) from FIGO grade 1 endometrioid endometrial carcinoma. In this study, we aimed to evaluate the distribution of E-cadherin and CD10 expression in EIN, grade 1 endometrioid endometrial carcinoma, and higher-grade endometrial carcinomas, and to assess their contribution to differential diagnosis as well as their potential prognostic value.
Material and Methods: A total of 71 hysterectomy specimens diagnosed at Konya Training and Research Hospital were included in the study. Of these, 15 cases were EIN and 56 were endometrioid-type endometrial carcinomas. Among the carcinoma cases, 20 were classified as FIGO grade 1, 20 as FIGO grade 2, and 16 as FIGO grade 3. Immunohistochemical staining for E-cadherin and CD10 was performed in all cases. Expression levels were evaluated using a histoscore method based on staining intensity and the percentage of positive cells. Statistical analyses were conducted using Chi-square, Mann–Whitney U, and Kruskal–Wallis tests, with a p-value less than 0.05 considered statistically significant.
Results: E-cadherin expression in EIN cases was observed to be homogeneous and membranous, whereas carcinoma cases showed a heterogeneous distribution with membranous-cytoplasmic staining (p<0.001). In endometrial carcinomas, both E-cadherin and CD10 expression significantly decreased with increasing tumor grade (p<0.01 and p<0.05, respectively). Additionally, low E-cadherin expression in carcinoma cases was associated with deep myometrial invasion and advanced FIGO stage. Stromal CD10 expression was strong in EIN cases but decreased in carcinoma cases, showing an inverse correlation with higher tumor grade. Furthermore, a significant positive correlation was found between E-cadherin and CD10 expression (p<0.001).
Conclusion: Loss of membranous E-cadherin expression and decreased stromal CD10 expression may represent important immunohistochemical alterations associated with malignant transformation and tumor progression in endometrial lesions. The combined evaluation of E-cadherin and CD10 may contribute to the differential diagnosis, particularly between EIN and low-grade endometrioid endometrial carcinoma, and may aid in predicting tumor biology.