Güncel Patoloji Dergisi — The Journal of Current Pathology
e-ISSN: 2587-1072
Geri

Prostatik nefrojenik adenom: Olgu sunumu

Makale

Cilt 2, Sayı 2

Mart 2018

Prostatik nefrojenik adenom: Olgu sunumu

Hatice Ölger Uzuner1

1 Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Samsun Eğitim Ve Araştırma Hastanesi, Patoloji Bölümü
Anahtar Kelimeler: nefrojenik adenom prostat nefrojenik metaplazi

GİRİŞ

Nefrojenik adenom, üriner traktın klinik ve histopatolojik olarak malignite ile karışabilen, benign, nadir bir lezyonudur. En sık mesanede görülmekle birlikte üretra, üreter gibi diğer ürotelyumla döşeli yapılarda da görülebilir. Nefrojenik adenomların geniş bir histolojik spektrumu vardır.

OLGU

Alt üriner sistem semptomları nedeniyle üroloji kliniğine başvuran hastanın yapılan sistoskopisinde prostatik üretra sol yan lokalizasyonunda papiller ödematöz lezyon tespit edilmesi üzerine transüretral rezeksiyon uygulanmıştır. 0,8x0,3x0,3 cm ölçülerindeki elastik kıvamlı materyalin histopatolojik incelemesinde ödemli stromada küboidal-yassılaşmış hücrelerle döşeli bazıları mikrokistik görünümde küçük tubuller, kabara çivisi benzeri hücrelerle döşeli damar benzeri yapılar ve taşlı yüzük hücresi benzeri yapılar görülmüştür. Tubuluslar etrafında kalın ve hiyalinize bazal membran dikkati çekmiştir. Belirgin atipi ve pleomorfizm izlenmemiştir. Başlıca ayırıcı tanılar arasında yer alan prostatik adenokarsinom, üretranın berrak hücreli adenokarsinomu, ürotelyal karsinom mikrokistik ve taşlı yüzük varyant ile vasküler neoplazilerden ayırımı için immünohistoimyasal çalışma uygulanmıştır. Bu hücrelerde CK7 pozitif; AMACR fokal pozitif; CEA, PSA, CD34, p63, HMWK, CK20, p53 negatif reaksiyon vermiştir. Ki67 indeksi %5?in altındadır. Tüm bulgularla olgu nefrojenik adenom olarak değerlendirilmiştir.

SONUÇ

Nefrojenik adenomlar için prostatik üretra ender bir lokalizasyondur. Polimorfik histopatolojik özellikleri nedeniyle nefrojenik adenomlar birçok maligniteyi taklit edebilirler. Belirgin atipi ve pleomorfizm göstermeyen üretra yerleşimli tümörlerde muhakkak akla getirilmelidir. Kesin ayırımın histopatolojik bulgularla yapılamadığı durumlarda immünohistokimyasal çalışma bu ayırımda oldukça yardımcıdır.