Cilt 2, Sayı 2
Mart 2018
Endoskopik Ve Kolonoskopik Biyopsilerin İncelemesinde Kesit Sayısının Tanıya Etkisi
Burcu Saka1, Gülbanu Canbaloğlu Erkan2, Gökhan Baysoy3
AMAÇ
Gastrointestinal sistem (gis) biyopsilerinin incelemesinde, kesit sayısı ve yöntemi standardize olmayıp, tartışma konusudur. Bu amaçla seri kesit (sk) ile elde edilen 2 lam arasında; tanı farkı olup olmadığı, fark var ise klinik önemi ve farklılığa neden olan faktörler araştırılmıştır.
GEREÇ VE YÖNTEM
Çalışmamıza, Ocak-Haziran 2018 tarihleri boyunca tek gözlemci tarafından değerlendirilen tüm biyopsiler (bx) dahil edilmiş, kurumumuzdaki rutin inceleme yöntemiyle değerlendirilmiştir. Buna göre; bxler ?4parça/1 kasetlenmiştir. Her lamda 8 kesit olacak şekilde, 3,5 mikron kalınlığında, 2 lam sk hazırlanmıştır. Hasta yaşı, cinsiyeti, bx lokalizasyonu, parça&kaset sayısı, en büyük parçanın çapı, 1. ve 2. lam için tanılar not edilmiştir. Tanılar; lezyonsuz, nonneoplastik lezyonlu ve neoplastik olarak gruplanmıştır. Mide bxlerinde, aktivite, intestinal metaplazi(im), lenfoid agregat(la) ve atrofi de not edilmiştir. Tanı farkı oranları McNemar Ki-Kare testi ile karşılaştırılmıştır.
BULGULAR
948 hastaya (E/K=1) ait, 1715 bx (özofagus: 98, mide: 940, duodenum: 150, terminal ileum: 57, kolon: 470) değerlendirilmiştir. Hasta yaşı 46+/-19 (2-93), parça sayısı 2,5+/-2,3 (1-47), kaset sayısı 1,2+/-0,6 (1-13) ve biyopsi çapı 0,4+/-0,2 (0,1-3) cm?dir. Biyopsilerin 734?ü normale yakın histolojide olup, 745?i nonneoplastik, 236?sı neoplastik lezyon içermektedir. Mideye ait biyopsilerde aktivite %38, im %12, la %25 ve atrofi %8,5 oranındadır. İlk kesiti lezyonsuz olan 799 bxnin 31?inde (%4) lezyon eklenirken, lezyonlu 916 bxnin 7?sinde (%0.8) kaybolmuştur (p< 0.001). Bxlerin %97,7?sinde (n=1677, lezyonlu/lezyonsuz: 1,25) tanı değişmemiştir. Tanısı değişen 38 bxnin, %18,4? ünde 1. lamda izlenen bulgu kaybolurken, %81,6? sında ise yeni bir bulgu eklenmiştir. Eklenen bulguların %54,8?inin klinik önemi olup, bunlar; granülom (n=1), im (n=14), atrofi (n=1), la (n=4), pilorik metaplazi (n=1), tubuler adenom (n=2) ve hiperplastik polip (n=1) şeklindedir. Tanı değişikliği ile mide lokalizasyonu açısından ilişki bulunurken (p< 0.001), cinsiyet, yaş, tanı grubu, parça&kaset sayısı ve bx çapı açısından bir ilişki saptanmamıştır.
SONUÇ
Çalışmamızda seri kesit ile klinik yönetimi etkileyen değişiklik eklenen vaka sayısı, %1?den az oranda tespit edilmiş olup, aralarında malignite mevcut değildir. Lezyonlu ve lezyonsuz olgular karşılaştırıldığında, istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmış, lezyonsuz bxlerin %4?ünde lezyon eklenirken, lezyonların %1?inin kaybolduğu görülmüştür. Tanı değişikliğini etkileyen faktör olarak, antrum lokalizasyonu öne çıkmıştır.